Tarih Farkındalığı


Farkındalık denildiğinde akla ilk olarak mantık soruları gelir fakat aslında farkında olmak hayatımızın her anında önemlidir. Nefes farkındalığı en bilindik örneklerden. Gerçekten doğru nefes alıyor muyuz? Araştırmalar %90’ın yanlış nefes aldığını söylüyor. Bunun gibi farkında olmadan yaptığımız daha birçok şey var.

Bu yazımda bahsetmek istediğim konu, başlıkta da belirttiğim gibi tarih farkındalığı.

Konu tarih olunca hepimizin az çok söylecekleri vardır. Peki gerçekten araştırdığı için bilgi sahibi olanların oranı nedir? Çoğumuz liseden beri tarih okumuyor. Bildiklerimiz ise diziler, filmler veya anlatılanlarla kısıtlı.

Diğer yandan, okuyup araştıranlar hangi yazarları okudular? Örneğin, Yahudi Soykırımı’nı Alman ve Yahudi yazardan okumak arasında fark olacaktır. Yahudi bir yazardan şu cümleleri okumuştum: “Kimine göre bir milyon kimine göre ise sekiz milyon insan öldürüldü fakat herkes en az bir milyon olduğu konusunda hem fikir!”

Günlük hayatımızda objektif değerlendirme yapmakta nasıl zorlandığımızı bir örnek ile hatırlatmak isterim. 90 dakikalık bir futbol maçını düşünün. Ofsayt ve faulün yazılı tanımları olmasına rağmen, bitiş düdüğü sonrasındaki tartışmalar günlerce sürer.

Peki devletlerin yazdığı tarih ne kadar objektif olabilir?

“Tarihi kazananlar yazar.” demişti Churchill.

Hitler 2. Dünya Savaşı’ndan galip çıksaydı muhtemelen o da kendine uygun bir son hazırlayacaktı. Amerika’nın atom bombası atıp barış getirdiğini iddia etmesi de çok farksız değil sanki…

Kazanamayanlar da düşmanın nasıl insanlık dışı bir hamle yaptığını yazmadı mı?

Zamanla ülkeler birbirinin dillerini öğrendi, yazılı tarihlerini okumaya başladı fakat futbolda olduğu gibi mantık galip gelemedi… Hatta bu sefer ki maçı kimse canlı izlemedi. Anlatılanlardan çıkardılar sonucu.

Tarihte yapılabilecek manüpülasyonları farketmemi sağlayan en önemli kitaplardan biri Umberto Eco’nun Prag Mezarlığı isimli kitabıydı. Bu kitapta Eco, kahraman olarak duyurulan bir insanın aslında dünyanın en aşağılık insanlardan biri olabileceğini gösteriyordu.

İçinde bulunduğumuz topluluk genel olarak farklı ideoljideki bir insanla iletişim kurmamızı istemez. Vakit kaybı görülür diğer tarafın görüşünü dinlemek. Hatta kendine söylenenlere şüphe ile yaklaşmak, yeni bir bakış açısı aramak ihanete eş değerdir.

Size tavsiyem, tarihi okurken iki tarafın da masum olduğunu iddia ettiği bir davadaymışsınız gibi hareket etmeniz olacak. Eğer amaç hakikate ulaşmak ise kararı vermeden önce yargısızca birçok bakış açısına yer verin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *