Hakkımda


13 yaşımda çocuksu bir hevesle denizcilik lisesine kayıt oldum. Karadan ve sevdiklerimden ayrı kalma fikri, ilerleyen zamanlarda hoşuma gitmemeye başlamıştı. Ergenliğin vermiş olduğu yetkiyle bu düşüncelerimi açık bir şekilde ifade etmekten çekinmezdim. Bundan dolayı rehberlik hocası ve müdür yardımcısı tarafından kenera çekilmiş, diğer öğrencilerin kafasını karıştırmakla suçlanmıştım. (Kafa karıştırmak deyince, Sokrates’in Savunması geldi aklıma. Ne yazık ki o zamanlar henüz okuma fırsatım olmamıştı.)

Yıllar sonra onlara hak vermeye başlamıştım. Bir keresinde aramızda söyle bir konuşma geçmişti;

-Müdür yardımıcısı: Sen bu okula gelerek bir insanın hayallerini çaldın.
-Ben: Bence o insan sevinmeli çünkü onun için kendimi feda ettim.
-Müdür yardımıcısı: Siktir git odamdan. Seninle mi uğraşacağım? (Aslında çok kibar biriydi. Ben de şaşırdım. :))

Ne kadar zor bir öğrenci olduğumu anlamışsınızdır umarım. Yeri geldiğinde karşımdakini yenmek için Soktrates’e bürünürdüm. Bu da öğretmenlerimi çıldırtırdı.

Lise yıllığında da 30 sene sonra “tartışma programlarının aranılan adamı” olacağım yazıyordu.

Normal karışılanacağı üzere, çoğu öğretmeni tarafından sevilmeyen bir öğrenciydim, ama ne yalan söyleyeyim ben de onları pek sevemedim. Sonuç olarak, sivri dilim ve sorumsuz hareketlerim, bir sene sınıfta kalmama sebep olmuştu.

Çok üzülmüş, okulu bırakmayı bile düşünmüştüm fakat açıkçası işe yaramıştı bu başarısızlık. Hayatın toz pembe olmadığını anlamıştım. Denizci olmak zorunda kalmamak için ise üniversite okumaya karar vermiştim. En iyi seçeneğimin de yurtdışına gitmek olduğunu düşünüyordum.(Yine ergenliğin verdiği yetkiye dayanarak çekip gitmek istiyordum.)

Parlak olmayan öğrencilik hayatım, yurtdışı için ailemi ikna etmemi zorlaştırmıştı. Diğer aile büyüklerim de devreye girip beni vazgeçirmeye çalışsalar da ailemi ikna etmemde en büyük destekçim oldular.

Sonuç olarak, 17.ci yaşım dolmak üzereyken, kuzenim ve bir arkadaşımın da öğrenci olarak bulunduğu Makedonya’ya gittim. Bilgisayar Bilim ve Teknolojileri fakültesi altındaki İşletme Enformatiği bölümüne kaydımı yaptırdım. İlk dönemde tüm derslerimi verip güzel bir başlangıç yaparak ailemin güvenini kazanmıştım.

Üniversite bitmek üzereyken, farkındalık ile tanışmamın sonrasında hayatım köklü olarak değişmişti. Konunun uzun olması sebebiyle Farkındalık ile Tanışma isimli yazımda detaylı olarak anlattım.

Farkındalık sonrası toplum ve medya tarafından beni yönlendirme ihtimali olan çoğu şey ile bağlantımı kestim. TV izlemez, haber okumaz olmuştum.

Gereksiz tartışmalarla vakit harcamak yerine kendimi geliştirebileceğim şeyler üzerine yoğunlaştım. Ülkelerinin ekonomik ve siyasi sorunlarını çözmektense, kendi dünyamı iyileştirmeye harcadım zamanımı ve enerjimi.

Yine de işlerin çok yolunda gittiğini söyleyemem. Meditasyon’a Neden İhtiyaç Duydum? isimli yazımda bu konuya değişdim.

Şu anda ise bulut hizmeti sağlayan özel bir firmada Sistem Yöntecisi olarak çalışıyorum. Binali Yıldırım’ın aşağıdaki gibi eleştirdiği, kafayı sıyırma potansiyeli gördüklerindenim yani.

Bulut sistemi dedikleri bir şey var, herkes oraya bir şey atıyor gelen oradan işine yarayanı alıyor kullanıyor ben böyle anlıyorum. Sistematik bir şey yok. Abur cubur dolduruyorsun, herkes ihtiyacını oradan alıyor ama hiç de karışmıyor. İstediğini buluyorsun.


Bu bilişime fazla kafa yorarsan sıyırırsın, nimetlerinden kullanıp yararlanıp işini göreceksin. Kafayı taktın mı o zaman işin kötü. Çok fazla hikmetine fazla şey yapmamak lazım.”

Binali Yıldırım