Çünkü Siz Buna Değersiniz


Kapitalizmde müşteri bir kraldır fakat yeri geldiğinde son damlasına kadar sıkılacak bir limon gibi görülür.

Öncelikle, bu yazımda hiçbir marka ismi vermeyeceğimi baştan belirtmek istiyorum. Çünkü amacım, sizi bir ürünü almaktan vazgeçirmek değil, tüketim konusunda biraz da olsa farkındalığınızı arttırmak veya kafanızda bir soru işareti oluşmasını sağlamak.

İhtiyaçlarımızın çoğu medya tarafından bize dayatılır. Reklamlar bize “bunu tüketirsen farklı olursun” der, bizler de inanırız.

Firmaların en büyük amacı kar etmektir. Ürünlerini satabilmek için öncelikle sizin eksik olduğunuzu hissettirirler, sonra da o sorunu nasıl çözeceklerini anlatırlar.

Büyük bir telefon markasının yakınlarda yayınlanan sloganı şu şekilde:  “Sıradan fotoğrafları ve videoları efsanevi anlara dönüştüren profesyonel düzeyde kamera.”

Eleştirel bakıldığında söylenmek istenen şu olabilir: “Sıradanlığını ve yeteneksizliğini dert etme. Bu ürünle içeriği çok da önemli olmayan kareleri bile efsanevi anılara dönüştüreceksin.”

Diğer bir slogan ise şöyle: “İçinizdeki ışığı açığa çıkarın.”

Yani, İçinde ortaya çıkaramadığın bir ışık var, kabul. Onu çıkarmanın kısa yolu bu ürünü almaktan geçiyor. Yoksa orada kalır.

Saat reklamları abartı konusunda en tescilli olanlar. Bir saat öneri sitesinde şöyle bir uzman yorumu vardı: “Otomobiliniz her an yanınızda olamaz ama ya usta eseri bir saat? Her an kolunda olacak ve senin kim olduğunu anlatacak.”

Özetle anlatılmak istenen, ne kadar zengin olduğunuzu göstermenin en kısa yolu pahalı bir saattir.

Diğer bir slogan ise şöyle: “Ne aileniz, ne işiniz, ne de arkadaşlarınız sizin kim olduğunuzu gösterir. Sadece saatiniz gösterir.”

Güzel bir ailen olabilir, üzerine yıllarca kafa yorduğun işin, tecrüben, zekan, bilgin, kültürün, veya birçok güzel anını paylaştığın arkadaşların… Fakat, onlar senin kim olduğunu göstermez. Ama bu saat bunu tek başına yapabilir. İnsanların hakettiğin değeri göstermesini sağlar. Bu saati alabilecek paran varsa değer görmeyi hak eden biri olmalısın.

Reklamlar size genel olarak değersiz hisseden insanları göstererek empati kurmanızı sağlar. Sonra da sihirli çözümden bahsederler. “Çünkü siz buna değersiniz.”

Bu sloganı biraz araştırdığımda kuaför, emlakçı , hastane, pencereci, mobilyacı, kullanılmış eşya satan bir dükkan tarafından dahi kullanılmış olduğunu gördüm. Siz buna değersiniz. “İkinci el, kullanılmış bir ürün olduğunun farkındayız. Size daha iyisini satmak isterdik ama siz buna değersiniz” der gibi dalga geçmeye çalışmış olabilirler.

Sistemin ürettiği suni ihtiyaçları zamanla benimser, onlarsız yapamaz duruma geliriz. Ve bu ihtiyaçları giderebilmek için kredi kartları ve banka kredilerine yönelir, sahip olduğumuzdan fazlasını harcarız. Sonuç olarak, sadece asgari tutarı denkleştirebilecek bir durumda buluruz kendimizi

Kabul etmek lazım ki firmalar ürün fiyatlarını herkes sahip olsun diye belirlemiyor fakat insanların çoğu bunun pek farkında değil.

17 yaşında bir gencin modası geçecek bir telefon uğruna böbreğini satması tüketim çılgınlığında geldiğimiz son nokta gibi gözüküyor.

Ne kadar manipüle edildiğimizi fark ederek, basit oyunlara aldanmayarak dünyayı daha yaşanılabilir bir yer haline dönüştürmek elimizde.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *