Ben ve Diğerleri


Tanımadığımız insanlar hakkında fikir yürütürken bonkör olmaya meyilli olduğumuzu düşünüyorum.

Financial Times okuyan birini gören çoğu kişi, karşısındakinin bilgili, başarılı biri olduğunu düşünücektir fakat gerçekte durum öyle olmayabilir. Belki de hiç bir şey anlamadığını farkederek ingilizcesini geliştirmesi gerektiğini düşünüp, arkadaşını beklerken yaptığı bu aktiviteye ve şarjı biten telefonuna lanet ediyordur.

Diğer yandan içinde bulunduğumuz durumu başkalarının bakış açısına göre yorumlamaya çalıştığımızda ise kendimize çok acımasız davranıyoruz.

Şoförün ani freniyle  otobüste yere düştüğümüzü varsayalım. Herkesin içten içe güldüğü hissine kapılıp, insanların yüzlerine bakmaya bile çekiniriz. (Biraz daha ileri gidip otobüsten ineni dahi gördüm…) Kendilerini bizim yerimize koyup Beyaz Masa’ya telefon açarak şoförü şikayet etme ihtimallerini düşünmeyiz.

Şikayet demişken bu karikatürü es geçmek olmaz.

Toplum karşısında yaptığımız bir konuşma sırasında da benzer düşünceler yaşayabiliriz. Dilimizin sürçtüğü bir anda insanların hakkımızda ne düşündüğünü düşünmekten dikkatimiz toplayamayız.

Bu yaptığım karşısında insanlar neler düşünecek? Şu arkadaki adam daha önce ciddiydi fakat şu an gülümsüyor. Kesin aptal olduğumu düşünüyor. Kamera kaydı yapılıyor mu acaba? Herkese rezil oldum!

Hayatınızda dili sürçen pek çok insan görmüşsünüzdür. Kaç tanesini hatırlıyorsunuz? Kaç tanesini o an rencide ettiniz?



Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *